Stresle Başaçıkma Yöntemleri -2 - İsmail KIRBAŞ ile Web Sitesi Tasarımı
İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa]
 Site Haritası 
 
Site Map
Ana SayfaYeriniz | Ana Sayfa | Makaleler | Kişisel Gelişim | Stresle Başaçıkma Yöntemleri -2

Diğer Yazılar
Özgeçmiş nedir? Nasıl yazılır?
Beyin Nasıl Öğreniyor?
Motivasyon Stratejileri
Bill Gatesin Liderlik Sırları
Zaman Yönetimi Teknikleri
Stresin Üstesinden Gelmek
Strese Girmemek İçin Neler Yapmalıyız ?
Motivasyon İpucları
Öğrenme Stilinizi Biliyor Musunuz?
Toplam Kalite'nin Mayası: Tevazu
Özgeçmişinizi Geliştirmenin 15 Yolu
Hangi Meslegi Tercih Edelim?
Kariyerin yolları taştan...
Sorun Çözme Tekniği
Söz Söyleme ve İş Başarma Sanatı
Evet Dedirtme Sanatı
Atalet
Özgüven Nedir ?
Başarı Yolunda 70 Altın Kural
Duygusal Zekayi (EQ) Gelistirmek İçin 7 Öneri
Zaman Yönetimi
Kolay ve İyi Öğrenme
Etkin Bir Dinleme İçin 10 Temel Beceri
Performans Yönetim Sistemi
Modelleme Nedir?
Temel Düşünce Hataları
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -1
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -3
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -4
Çocuklarımızın Özgüven Gelişimi
Problem Çözme Becerisi
Zaman?
Etkili Öğrenme: Öğrenme Stratejileri
Yüzde Doksan Sekiz (%98)
Hayal Kurmak Unutmayı Önlüyor
Sağlıklı Beyin Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı Yaşamın Püf Noktaları


E-posta Gönderin Yorum Yazın
Güvenlik Kodu:2314Güvenlik Kodu:2314Güvenlik Kodu:2314Güvenlik Kodu:2314




En Son Okunan 10 Makale
  1. Kadın & Erkek
  2. Programcılık
  3. Zirveye Götüren Yönetim
  4. E-Ticaret Nedir?
  5. İnsan İlişkileri Üzerine
  6. Hayat Dersleri
  7. Motivasyon Stratejileri
  8. Grafik Tasarım ve Görsel İletişim Rehberi
  9. Meslek İntiharı
  10. Beyin Nasıl Öğreniyor?
 
Stresle Başaçıkma Yöntemleri -2>
Yazı Tipi KüçültYazı Tipi BüyütAna SayfaYazıcıdan ÇıkarPDF Belgesi Olarak GörüntüleFavorilerime EkleArkadaşıma Tavsiye EdeceğimRTF (Word Dokümanı) olarak görüntüle

STRESİN ORTAYA ÇIKARDIĞI PROBLEMLER
1) Stres ve Aile:
İnsanların kalplerinin kırılmasının onları ölüme sürüklediği yolundaki eski inanç, bugün bilimsel olarak bir ölçüde doğrulanmaktadır.
Eşini kaybetmiş 55 ve daha yukarı yaşta kimseler arasında yapılan bir araştırmada, 6 ay içinde meydana gelen ölümlerin bir problemi olmayan aynı yaş dilimi içindeki insanlara kıyasla % 40 daha fazla olduğu bulunmuştur. Bu ölümlerin en başta gelen sebebi de, tahmin edilebileceği gibi kalple ilgili rahatsızlıklardır.

Avusturyalı Bartrop’un bir araştırmasında ise eşlerini kaybetmiş erkek ve kadınlarda, 8 hafta sonra bedeni bağışıklık cevabının son derece azalmış olduğu ortaya konmuştur. Böyle önemli bir kaybın meydana getirdiği stres, insanlarda sadece hormon sistemini etkilememekte, aynı zamanda bedeni dışardan gelecek (enfeksiyona bağlı hastalıklar gibi) her türlü tehlikeden koruyacak olan direnç sistemini de (bağışıklık sistemini) etkilemektedir.
Görüldüğü gibi aile ilişkileri yolun sonunda bu kadar önem taşımaktadır.

2) Kaygı:
Genel olarak olumsuz duyguların yaşandığı durumlar kaygının ortaya çıkmasına sebep olur. Kaygıya ait belirtiler, kaygıyı oluşturan dış şartlardan onu yaratan kişiye doğru yaklaştıkça ağırlaşır. Duruma bağlı kaygı o şartlar içinde yaşanır ve kişiyi zorlayan durumun bitişi ile birlikte kaygıya ilişkin belirtilerde ortadan kalkar. Halbuki sürekli kaygı kişiye ait bir vasıf olarak var olur ve çeşitli durumlarda daha fazla hissedilmekle beraber hayatın bütününü kaplar. Böyle bir kişide gerçek tehlike ile uyuşmayan tepkiler ortaya çıkar.

Kaygılı olduğunu söyleyen bir insandaki ortak bedensel tepkiler; hızlı kalp atışları, titreme (özellikle bacaklarda), ağız kuruluğu, kısık ses, aşırı terleme ve buna bazen eşlik eden idrarı tutamamadır.

Öte yandan kaygılı bir kişinin dış görünüşü, aynı zamanda her tarafa yetişmek isteyen ama bir türlü seçimini yapamayan haldedir. Yüz ifadesi acil yardıma ihtiyacı olan panik halindeki bir insanı yansıtır.

2.a) Korku-Kaygı:
Kaynağı belirsiz korkuya “kaygı” denir. O zaman akla “Korku nedir?” sorusu gelmektedir. Korku insanın canının, malının, sevdiklerinin, inançlarının ve toplum içindeki yerinin tehdit edildiği durumlarda yaşanan, bedensel belirtilerin eşlik ettiği duygusal bir tepkidir.

Korku sırasında duygusal tepkinin şiddeti tehditle orantılıdır ve tehdidin varolduğu süreyle sınırlıdır. Korku sırasında insan, bedensel ve zihinsel güçlerini, korku yaratan tehdidi ortadan kaldırma amacına yönelik olarak uygun biçimde kullanır. Bu sebeple korku normal bir tepkidir.

Kaygı durumuna ise duygusal tepkinin şiddeti hem tehditle orantılı değildir hem de tehdidin varlığından bağımsız olarak devam eder. Bu durumda da insan bedensel ve zihinsel güçlerini yaratan tehdidi ortadan kaldırma amacına yönelik olarak kullanamaz.

3) Depresyon:
“Depresyon” kelime olarak “çöküş” anlamındadır ve belirli bir düzeyden alçalmayı ifade eder. Depresyon yeni bir hastalık değildir. Ancak endüstrileşmiş ve şehirleşmiş toplumlarda bugün tarihin hiçbir döneminde görülmediği ölçüde yaygınlık kazanmıştır. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) dünya nüfusunun % 3-5!inin yaklaşık 150-200 milyon kişinin çeşitli düzeylerde depresyon belirtilerine sahip olduğunu bildirmektedir.

DEPRESYON BELİRTİLERİ
Şimdi depresyonda görülen belirtileri en objektif (gözle görülür) alandan en az objektif alana doğru sıralayalım.

İştah azalması ve kilo kaybı: Yemek yeme isteğinin zamanla azalması ve buna bağlı olarak kilo kaybı. Bu kayıp haftada birle ayda bir kilogram arasında değişebilir. Bu durumda ender olarak bazı kimselerin iştahlarında aşırı artış görülebilir.

Uyku Bozukluğu: Uykuya dalmada güçlük, uykunun sık sık kesilmesi, yetersiz uyku, sabah uyanılması gereken saatten çok önce uyanmak ve bir daha uyuyamamak veya zamanın bütününe yakın bölümüne uykuda geçirmek depresyonunun önde gelen belirtilerinden biridir.

Hayattan alınan zevkin azalması ve ilgi kaybı: Depressif insanlar “ herhangi bir şeyle ilgilenmeye” karşı ilgilerini kaybederler. Bu insanlar sürekli olarak yorgundurlar ve eskiden ilgi duydukları konulara bile isteksizdirler.

Hareketlerde yavaşlama veya yerinde duramayacak şekilde huzursuzluk: Bazı kimselerde düşünce akışında ve hareketler de büyük bir yavaşlık görülür. Düşünce akışındaki yavaşlık en basit konularda bile “karasızlığa” yol açar.

Depresif kişi mümkün olduğu kadar az hareket etmek ve davet, spor gibi faaliyetlerden uzak durmak ister. Konuşması bile yavaş ve isteksizdir.
Bu kimselerde görülen bir başka özellik dikkati toplamakta güçlüktür. Bu sebeple bir macera romanını, gazetedeki bir yazıyı başından sonuna okumak, televizyonda bir filmi izlemek konusunda güçlük çekerler.,
Cinsel isteksizlik: Hayatın bütün alanlarına yayılan isteksizlik kendini cinsellikle ilgili konularda da gösterir ve hastalar, erkek veya kadın olsunlar, cinsel bir istek ve ilgi duymazlar.

Değersizlik ve Suçluluk duyguları: Depressif hastalar, sebebe ve akıl yürütmeye dirençli, kendilerini suçlayan değersiz bulan inançlara sahiptirler.

Bu inançlara örnek olarak genç yaşlarda görülen utanç, suçluluk ve değersizlik duyguları; orta yaşta görülen hastalık korkuları ve sağlıkla ilgili evhamlar; ileri yaşlarda görülen fakirlik ve güçsüzlük fikirleri verilebilir.

Depressif kişi, hastalığın kendi kusuru olduğunu, kişiliğin zayıf olduğunu, geleceğinin umutsuz olduğunu, geçmişinin değersiz ve anlamsız olduğunu düşünür.

Umutsuzluk ve keder duyguları: Normal umutsuzluk ve kederden farklıdır. Bunu ayırmak için üzüntü ve kedere sebep olan olaya bakmak gerekir. Normal olmayan olumsuz duyguların boyutunun, bu duygulara sebep olan olaydan çok büyük olması, süresinin çok uzamış olması, üzerinden geçen zamana rağmen yoğunluğunu kaybetmemiş olmasıdır.

Yukarıda sayılan belirtilerin bütününe sahip olanların, eğer bu belirtileri kısa süre içinde geliştirmişlerse bir psikiyatri uzmanı ile işbirliği yapmaları çok yerindedir. Çünkü depresyon ilaçla tedavide çok iyi cevap veren ve onunda bütünüyle iyileşme görülen bir hastalıktır.

Depresyon artıyor: Endüstrileşme ve şehirleşmenin getirdiği aşırı rekabet, çok yüksek bir tempoda çalışma zorunluluğu, duygusal bağ ve ilişkilerin azalması sürekli olarak daha çok şeye sahip olma istek ve tutkusu, günümüzde yukarıda belirtilenlerin bir bölümünü, zaman içinde yavaş yavaş terleştiği ve insanların büyük çoğunluğu tarafından paylaşılan bir durum (mizaç özelliği) haline gelmiştir.

4) Uyku bozuklukları:
Sebebi ne olursa olsun insanın ruh sağlığındaki en küçük dalgalanma bile kendisini uyku düzenindeki bir bozuklukla ortaya koyar. Kişinin karşı karşıya bulunduğu rahat güçlüklerini ve ne kadar stres altında olduğunu araştıran bütün test ve ölçeklerde “uyku” ile ilgili sorular büyük önem taşır

Uyku: İnsan hayatının temel ve vazgeçilmez faaliyetlerinin en başında gelir. Genel sağlıktaki bir aksama ilk olarak kendini uykuda ortaya koyduğu gibi, uyku düzenindeki en küçük bir aksama da genel sağlık ve günlük hayat üzerinde kesin ve doğrudan etkilere yol açar.

5)Stres ve Koroner Kalp Hastalığı:
İnsan ister bedensel (elektrik şoku gibi), ister psikolojik (kişiliğine yönelmiş bir suçlama gibi) bir tehdit karşısında kalsın, buna sonuç olarak kalp-damar sistemiyle cevap verir. Bu sırada bedenin bütün temposu değişir. Nabız hızlanır, kan basıncı yükselir, eller serinler, kan beden yüzeyinden içeri çekilir vb.

Bir dönüm noktası: Muhasebeciler araştırması:
ABD’ de muhasebecilerin işlerinin en çok yoğun olduğu iki dönem vergi formlarının verildiği Ocak ile, vergi iadelerinin hesaplandığı Nisan ayı içindeki birer haftalık dönemlerdir. O tarihlerde müşteriler mutlaka öngörülen tarihlere yetiştirilmesi gereken belgelerle, muhasebecilerinin kapısını çalarlar.

Friedman grubu yaptıkları araştırmada, bir grup muhasebecinin 6 ay süreyle, ayda iki defa serum kolesterol düzeylerini ölçmüşler ve söz konusu iki kritik dönemde de yemekleriyle ilgili kayıt tutmalarını istemiştir. Sonuçta muhasebecilerin serum kolesterollerinin Ocak ve Nisan aylarında vergi formalarının tarihinden önceki 15 gün içinde Şubat ve Mart aylarına kıyasla çok yüksek olduğu görülmüştür.

Bu araştırmanın ortaya koyduğu ilginç bulgular arasında, herkesin stresten aynı düzeyde etkilenmediği ve serbest yağ asitlerinde tespit edilen fırlayışın alınan gıda, kilo ve yapılan egzersizden bağımsız olarak gerçekleştiği vardır.

Bu araştırmada da, laboratuar bulgularını da açık seçik desteklediği biçimde, herkesin stresten farklı düzeyler de ve şekillerde etkilendiğini ortaya koymuştur. Bunun üzerine Friedman ve Rosenman hangi kişilik özelliklerinin strese ve zararlarına daha yatkın olduklarını araştırmaya yönelmişlerdir.

6)Stres ve Baş Ağrıları:
Gerginlik ve stresin ağrıya yol açma biçimi :
Stres ve stresin doğurduğu gerginlik ve ağrı arasında önemli bir ilişki vardır. Stresin sebep olduğu gerginlik damarların daralmasına, kafanın belirli bölgelerine giden kan akımının bozulmasına ve o bölgeye giden kanın bir hayli azalmasına yol açar. Diğer taraftan bir dokunun kansız kalması doğrudan ağrıya sebep olur. Çünkü muhtemelen bir taraftan dokunun zaten yetersiz kanla (dolayısıyla eksik oksijenle) beslenmesi özel ağrı alıcılarını uyarır.

Bir başka ifadeyle gerginlik, öncelikle kasılan kas içinde kan damarlarını sıkıştırıp kan akımını azaltır. Ayrıca gerginlik kasın oksijen ihtiyacını artırır. Böylece oksijen ihtiyacı artmış dokuda kansızlığın yaratacağı etki büyüyerek ağrıya duyarlı özel alıcıların uyarılmasına ve böylece ağrının doğmasına sebep olur.

Bu arada adrenalin ve noradrenalin gibi stres sırasında sinir sistemini etkileyen maddelerde salgılanmış olur. Bunlarda doğrudan veya dolaylı olarak kasların gerginliğini artırır ve hızlandırır. (klasik stres tepkisinde tehlike sırasında gerginliğin koruyucu özellik taşıdığını hatırlayın) böylece ağrı gerginliğe, gerginlik kaygıya, kaygıda ağrının şiddetlenmesine yol açar.

7)Bağışıklık Sistemi ve Kanser:
Yoğun ve uzun süreli stresin etkileri ve kanser:
Psikolojik ve Fizik (gürültü,soğuk vb.) stres konusundaki çalışmalar uzun süren yoğun bir stresle karşılaşıldığı zaman hormonal dengeye bağlı olarak bağışıklık cevabında bir düşüş olduğunu ortaya koymuştur. Kanser dahil bir çok hastalığın ortaya çıkış ve şiddetinin hayat stresleriyle ilişkili olduğu bilinmektedir. Fakat stres verici şartlar her insanın sağlığı için aynı ölçüde Zaralı olmamakla ve verilen bedensel tepki bireyin olaya yüklediği duygusal anlama ve bireyin gücüne göre değişmektedir.

 



Not: Yazılar konusundaki yorumlarınız için lütfen Yorum Yazın bölümümüzü kullanın.

Yazar : İsmail KIRBAŞ
Son Güncelleme : 25 Mart 2007, Pazar
Sayfa Sürümü : 2
Okunma Adedi : 7,263
Son Okunma : 2017-12-08 13:51:23
Kaynaklar : -

Stresle Başaçıkma Yöntemleri -1Stresle Başaçıkma Yöntemleri -2Stresle Başaçıkma Yöntemleri -3
© [Site Haritası]
| Makaleler | Seyir Defteri | Kaynaklar | İndirin | İletişim |

RSS dosyasını görmek için tıklayınız. RSS dosyasını görmek için tıklayınız.XML versiyonu için tıklayınız WAP versiyonu için tıklayınız Bu site DyNA İçerik Yönetim Sistemi üzerinde çalışmaktadır.
İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa
ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap
  Sitemizde 4 kişi çevirimiçi | Bugün =128 | Dün =125 | Bu Ay=1,737 | Günlük En Fazla=1,109 tekil ziyaretçi