Öcal.Net Kapanış Yazısı - İsmail KIRBAŞ ile Web Sitesi Tasarımı
İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa] İsmail Kırbaş ile Tasarım Yolculuğu [AnaSayfa]
 Site Haritası 
 
Site Map
Ana SayfaYeriniz | Ana Sayfa | Makaleler | İnternetten | Dr. Hakkı Öcal | Öcal.Net Kapanış Yazısı

Diğer Yazılar
Bilgi Paylaşımı


E-posta Gönderin Yorum Yazın
Güvenlik Kodu:9707Güvenlik Kodu:9707Güvenlik Kodu:9707Güvenlik Kodu:9707




En Son Okunan 10 Makale
  1. Niçin Web Sitesi ?
  2. Use Case Diyagramları İle Başarılı Proje Analizi
  3. Reklam Nedir? İşlevi ve Etkileri Nelerdir?
  4. Soru Sormak
  5. Web Standartları Üzerine
  6. Bilinmesi Gerekenler
  7. Bilgisayar Donanımı
  8. FTP Nedir Nasıl Yapılır
  9. Tasarım İpuçları
  10. Kullanılabilirlik
 
Öcal.Net Kapanış Yazısı>
Yazı Tipi KüçültYazı Tipi BüyütAna SayfaYazıcıdan ÇıkarPDF Belgesi Olarak GörüntüleFavorilerime EkleArkadaşıma Tavsiye EdeceğimRTF (Word Dokümanı) olarak görüntüle

Hakkı Öcal 'ın ocal.net kapanış yazısı.
 

Bu makale Hakkı Öcal 'ın Ocal.Net kapanış yazısı ile oluşturulmuştur. BT dünyası açısından önemli bir noktada bulunan Ocal.Net ailesine itafen makale olarak sayfamızda yayınlanmaktadır.


ocal.net Kapandı


Ömrünü tamamlayan oluşumlar ne olur?

Ocal.net, benim bir işadamına sunduğum bir “Nasıl ISP olunur?” konulu raporun sonucu edinilmiş bir alandı! Gerçi bu danışmanlık hizmetinin karşılığı olarak epey bir parasını almıştım adamın, ama ilk Server’ın alınması ve açılması ve bir browser’ın URL’ine 4.17.4.47 yazıp Enter’a basınca siteyi karşımızda görmenin heyecanı ile adamcağız bana da koca bir alan vermişti.

Bu sırada bilgisayarcılık hızla masaüstü yayıncılığından Web’e dönüyordu bir çok masaüstü yayıncısı da ya işsiz kalıyor ya Web yayıncılığı için kolları sıvıyordu. Böyle bir “ücretsiz” deneme alanı çok iyi olacaktı; öğrendiğim dilleri, teknikleri burada sınayabilecektim. İtekim ne CGI’lar, ne Perl’ler denedim o alanda! Varlığını benden başka kimse billiyordu; istediğim gibi formlar koyup, istediğim gibi kendi sitemi hackliyordum!

Bu sırada bir başka kozmik gelişme oldu ve ben Byte dergisine yazılar ve kitapçıklar yazmaya başladım ve ocal.net bu kez benim yazılarımda kullandığım kod parçacıklarının deneme alanı oldu. Yazılarımda ocal.net’in adını adresini ve vermeye başlardım; böylece kimi aylar 40 bine yakın ziyaretçimiz oldu!

Ve denemelerden biri, FrontPage ile tek satır HTML bilmeden Web sitesi yapma denemesi idi! Bir kaç örnek site yapmıştım. Bunlardan biri Web tasarımcısının Sitesi, biri bir diş tabibinin sitesi, bir diğeri ise bir fotoğrafçının sitesi idi. Siteleri dergideki arkadaşlar gördüler; ve en çok Web tasarımcısının sitesini beğendiler; çünkü içinde bir de Forum vardı! Kitapçığı bitirdim; dergiye yolladım. Editör arkadaşımız daktilo hatalarını düzeltsin diye bir stajyer genç arkadaşa verdi yazıyı; o arkadaşımız da bana utana-sıkıla bir mektup yollayıp, “Efendim, kitapçık çok güzel.. Ama bir husus var.. Tek satır HTML bilmeyen diş tabibi olur; tek satır HTML bilmeyen fotoğrafçı olur ama tek satır HTML bilmeyen nasıl Web tasarımcısı olur?” diye sormaz mı?

Kitap yazılmış; dizgiye verilmiş.. Derginin yayınlanması için az bir zaman kalmış.. Ama genç editör stajyeri haklı! Bu şekliyle bu kitapçık okuyucuya verilir mi? Haydi biz oturup bir haftada kitabı Fotoğrafçı’nın Sitesi’ne çevirdik; ve örnek kod olarak da fotoğrafçının sitesinin kodhlarını verdik. Bu kodlar hala bu sitede İnder dizininde olmalı!

Fakat bu arada bir başka kozmik gelişme daha oldu. Dergideki arkadaşlar ve mektuplaşarak tanıdığım gençlerden Web Tasarımcısının Sitesi’ni keşfedenler başladılar oradaki Forum’a mesaj bırakmaya! Ve Web Tasarımcısının Forumu kendi başına bir hayat kazanmaya başladı. Daha doğrusu “başlamış!” Benim bu oluşumdan haberim ancak bir gün yere ihtiyaç olup da bu kodları sildiğim zaman oldu! Byte içinden ve dışından bir çok Byte’çı feryadı bastı: Aman hocam, o siteyi nasıl kaldırırsın!? Filancadan mesaj bekliyordum! Filanca bana cevap yazacaktı? Ben filancaya bir mesaj yazmıştım!

Olmayan siteyi yeniden açtık! Ve kendiliğinden başlayan bu oluşum, olgunlaşmaya ve yaygınlaşmaya başladı ve derken bir mektup aldım:

“Sayın Öcal; bu ocal.net size ve okuyucularınıza hiç yakışıyor mu? Neden bu yer israfına göz yumuyorsunuz? Neden bu siteyi doğru dürüst bir hale sokmuyorsunuz?”

Mektubun yazarı, grafik ve animasyon sorularıyla beni zaten sık sık terleten Ankaralı bir gençti: Armağan Ergon!

Kendisine, ayda bir kitapçık, bir kitapçık tutarı yazı ve iki kitapçık tutarı e-mail cevabı yazan bir kişi olarak bir de site mimarlığı ve Webmaster’liği yapamayacağımı, isterse buyurup bu işi kendisinin yapabileceğini bildirdim. Kendi kendime de “Bu onu beni sıkıştırmaktan vazgeçirir!” diyordum ki, bu arkadaş, “Peki tamam! Ne zaman başlıyoruz?” diye bir cevap yazmaz mı?

Gerisi, dedikleri gibi, “tarih”!

Ve bu kendiliğinden oluşum buraya kadar geldi. Dergiler değişti; dergiler kapandı. Ama bu kendiliğinden oluşum sürdü gitti.

Bu arada kimleri tanıdım? Saymakla bitiremem. Bu kardeşlerimden kalbimi sevgisiyle veya kederiyle dolduranlar oldu. Bana BT firmalarının çığırtkanlığı yerine BT yazarlığının inceliğini öğretenler oldu. Gençlere BT’ci gençlerin şahsında güvenmeyi öğrendim. Tartışma adabının olmadığı veya olduğu anlara tanık oldum. İyilere ve kötülere tanık oldum. İyiler daima galip geldi.

Türkler arasında “Online collaboration” olur mu olmaz mı? Sınadık!

Gençlerimiz bizi yönetenlere göre ne kadar ileri? Ne kadar geri? Öğrendik!

Azim ve irade bakımından bu nesil, benden, babalarından ve annelerinden ne kadar güçlü? Ne kadar zayıf? Denedik!

Zaman zaman birbirimize kızdık; zaman zaman darıldık. Zaman zaman barıştık. Üzüldük.. Sevindik.. Büyüdük.. Ayrıldık.. Yerimizi küçük kardeşimize bıraktık. Babalarımızı elinden tutup getirip bu sitede bir yazıyı okutturduk! Kimi zaman siteyi ve dergiyi ailemizden ve arkadaşlarımızdan gizledik! Kimi zaman Hakkı Öcal’ın adını bile duymak istemedik. Kimi zaman onu affetik.

Bakın; bir şey kesin: Bilişim teknolojisini ve onun üzerinde geliştiği bilgisayar bilimleri çok hızlı gelişiyor. Bu alanda yeni her tekniğin rafta kalma ömrü 6 ay. Yani sürekli okumak, sürekli eğitim, sürekli öğrenmek ve sürekli denemek şart.

Eğer bir kurum veya kuruluş tarafından bu öğrenme ve öğretme sürecinizin masrafı karşılanmazsa, ancak kendinize yetecek düzeyde bir uzmanlık elde edebilir veya bu ölçüde bir uzmanlığı sürdürebilirsiniz.

Benim bundan böyle sürdürmek istediğim yaşam temposu ve uğraşı alanı böyle bir BT uzmanlığına imkan vermiyor. Bırakın sizin gibi herbiri bir BT canavarı olan gençlerle yarışmayı, bu alana yeni giren kardeşlerimize yararlı temel bilgileri verebilecek ölçüde bir donanım bile benim için şu andaki yaşam tarzımla bağdaşmaz vaziyette. Hayııır! Yanlış anlaşılmasın! Hala okumaya ve öğrenmeye ve denemeye sonsuz ilgi duyuyorum. Geçen hafta, bir programın benim programına göndereceği XML dosyasında arzu ettiğim biçimlenme olmuyor diye, o programın yazarı olan adama nasıl bir dosya istediğimi gösterebilmek için onun kullandığı dil olan TCL’i oturup öğrendim. Bir haftamı aldı; ama öğrendim! 53 yaşındayım ve daha 53 yıl öğrenmeye kararlıyım.

Mesele, bu öğrenme sürecini, benim şahsen, bir dergi yazarı veya burada alıştığınız Hakkı Öcal, hocal, Hakkı Hoca, Hakkı Abi olarak yapıp yapamayacağımda! “Hakkı Öcal, hocal, Hakkı Hoca, Hakkı Abi” kamu önündeki bir kişilik.. Ben ise geçimini sürdürmek ve kendini hem maddi, hem de manevi olarak tatmin etmek zorunda olan bir somut kişiyim. Beklentilerim var; benden beklenenler var. Bu kamu önündeki kişiyle benim çıkarlarım bugün için bağdaşmıyor artık.

Hem de diyorum ki eğer ben bu kadar zamandır bir şeyler yaptıysam ve bu yaptığım şeyler bir işe yaradı ise şu anda ortada bir çok “Hakkı Öcal, hocal, Hakkı Hoca, Hakkı Abi” olmalı! Değil mi?

İki tür bilen insan vardır: Bilgiyi kullanarak geçimini sağlayanlar. Ve edindiği bilginin karşılığını onu başkalarına öğreterek ödeyenler.

Burada, aranızda bilginin paylaşılarak çoğalacağına inanan ve BT’cilikte beni çoktaaan fersah fersah geride bırakmış kişiler var.

Bu oluşumu artık onlar sürdürecektir. Sürdürmelidirler.

Bu noktada hepinize ayrı ayrı sevgilerimi ve şükranlarımızı sunuyorum. Ama kişi kişiye özellikle teşekkür etmek isterim.

Bu oluşumun başlatılmasını imkan sağlayan Armağan’a teşekkür ederim.

Bilgisayar dergisi yazarlığından bilgisayar meraklısı gençlerin ağabeyliğine terfi etmemi sağlayan Komputerikus Kronikus’a olan borçum ise sonsuz bir şükrandır.

Ozetle: Ömrünü tamamlayan oluşumlar kırpılır kırpılır yıldız yapılır. ocal.net'ten çok ama çok yıldızlar çıkacak, eminim.

Selamla

Sevgiyle...



Not: Yazılar konusundaki yorumlarınız için lütfen Yorum Yazın bölümümüzü kullanın.

Yazar : Hakkı Öcal (16 Ekim 2002, Çarşamba)
Son Güncelleme : 15 Mayıs 2005, Pazar
Sayfa Sürümü : 1
Okunma Adedi : 6,656
Son Okunma : 2017-11-17 16:20:10
Kaynaklar : http://www.zeb.biz/docs.php?id=40

Öcal.Net Kapanış YazısıBilgi Paylaşımı
© [Site Haritası]
| Makaleler | Seyir Defteri | Kaynaklar | İndirin | İletişim |

RSS dosyasını görmek için tıklayınız. RSS dosyasını görmek için tıklayınız.XML versiyonu için tıklayınız WAP versiyonu için tıklayınız Bu site DyNA İçerik Yönetim Sistemi üzerinde çalışmaktadır.
İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa İsmail KIRBAŞ ile Tasarım Yolculuğu Anasayfa
ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap ismail kırbaş ile web sitesi tasarimi sitemap
  Sitemizde 4 kişi çevirimiçi | Bugün =122 | Dün =146 | Bu Ay=4,182 | Günlük En Fazla=1,109 tekil ziyaretçi